Kafanızda Türkçeden İngilizceye çevirmeyi nasıl bırakırsınız
Bu düzeni okulda İngilizce öğrenmiş neredeyse herkes bilir. Karşınızdaki bir şey söyler, siz bunu kafanızda Türkçeye çevirirsiniz, cevabı Türkçe düşünürsünüz, onu tekrar İngilizceye çevirirsiniz, fiil zamanını kontrol edersiniz ve ancak o zaman ağzınızı açarsınız. O noktada sohbet çoktan başka yere geçmiştir. Kâğıt üzerinde bu yöntem hâlâ işe yarar, canlı konuşmada ise neredeyse hiç.
İyi haber şu: Kafada çeviri yapmak bir karakter özelliği değil, kelimeleri nasıl öğrendiğinizden doğan bir alışkanlık. Madem alışkanlık oluşmuş, yeniden de kurulabilir. Aşağıda bu alışkanlığın nereden geldiğini ve İngilizce kelimelerin Türkçede durmadan, kendiliğinden aklınıza gelmesi için somut olarak ne yapmanız gerektiğini bulacaksınız.
Beyin neden çeviri yapar
Bir kelimeyi "decision — karar" şeklinde öğrendiyseniz, hafızanız onu bir çift olarak saklar. İngilizce kelime fikrin kendisine değil, Türkçe kelimeye bağlıdır. Onu konuşma sırasında çıkarmak için beynin uzun yoldan gitmesi gerekir: düşünce → Türkçe kelime → İngilizce kelime. Her adım saniyenin küçük bir kısmını alır, ama on kelimelik bir cümlede bu küçük parçalar toplanıp belirgin bir duraksamaya dönüşür.
Anadili İngilizce olan birinin yolu daha kısadır: düşünce → İngilizce kelime. Arada hiçbir durak yoktur. Amaç kendinize "çeviri yapmayı yasaklamak" değil (bu işe yaramaz), anlamdan İngilizce kelimeye giden doğrudan bir yolu yavaş yavaş açmaktır. O yol oluşunca uzun yola artık ihtiyaç kalmaz.
İkinci bir sebep daha var: İngilizce cümleleri çoğu zaman Türkçe kalıba göre kurmaya çalışırız. "Karar vermek" give a decision olur, "Bana göre" de according to me, oysa make a decision ve in my opinion denir. Kelime kelime çeviri sadece yavaş değildir, sonradan kurtulması zor hatalar da üretir.
Alışkanlığı pratikte ne değiştirir
1. Kelimeyi sadece çevirisiyle değil, tanımıyla öğrenin
Çeviri, bir kelimeyle ilk karşılaşmada faydalıdır: neyin söz konusu olduğunu hızla anlatır. Ama orada durursanız kelime bir çift olarak kalır. İkinci bir adım işe yarar: basit bir İngilizce tanım okumak. Örneğin:
reluctant — not wanting to do something and therefore slow to do it
crowded — full of people
borrow — to take something from someone and give it back later
Öğrenci sözlükleri tanımları temel kelimelerle yazar, bu yüzden A2–B1 seviyesinde bile anlaşılırlar. Açıklamayı İngilizce okuduğunuzda kelime Türkçe karşılığına değil, anlama tutunur. Zamanla çeviri arka plana geçer ve aklınıza kelimenin yerinde olduğu durum gelir.
VibeLing'de her kelimenin kartında sadece çeviri ve okunuş değil, tanım, görsel ve örnek cümleler de var. Önce yönünüzü bulmak için çeviriyi okuyup sonra tanım ve örneklerde biraz oyalanmak işe yarar. Doğrudan bağlantıyı kuran da tam olarak bu birkaç saniyedir.
2. Kelimeyi tanımından tanımayı çalışın
Tanımı bir kez okumak yetmez: kelimenin ipucu olmadan, anlamından aklınıza gelmesi gerekir. Bunun için ters alıştırma çok iyi işler: size İngilizce bir açıklama verilir, siz de kelimeyi seçersiniz. Bu görevde hiç Türkçe yok, yani çevrilecek bir şey de yok.
Ücretsiz "Tanımdan bil" oyunu tam olarak böyle çalışır: on İngilizce tanım, her biri için on beş saniye ve dört seçenek. On beş saniye önemli: açıklamayı anlamaya yeter, ama parça parça çevirmeye yetmez. Kayıt olmadan doğrudan tarayıcıda oynayabilirsiniz, diğer kısa alıştırmalar da kelime oyunları sayfasında.
3. Kalıp ifadeleri bütün hâlinde ezberleyin
Konuşmadaki duraksamaların çoğu tek tek kelimelerden değil, cümleyi kurmaktan kaynaklanır. I'm looking forward to it kafanızda tek parça olarak kayıtlıysa, onu "ben", "bakmak", "ileri" ve "onu" kelimelerinden kurmanız gerekmez. Tıpkı Türkçede "dört gözle bekliyorum" gibi tek seferde çıkar.
| Türkçe söylemek istediğiniz | Kelimesi kelimesine çıkan | Nasıl söylenir |
|---|---|---|
| Karar vermek | give a decision | make a decision |
| Bana göre | according to me | in my opinion |
| Kaç yaşındasın? | How many ages are you? | How old are you? |
| Fotoğraf çekmek | pull a photo | take a photo |
| Dikkat etmek | do attention | pay attention |
Tek tek kelimeleri değil, içinde yaşadıkları kalıpları not edin: make a decision, pay attention, run out of time. Çevresinden koparılmış bir kelimenin neden akılda kalmadığını kelimelerin bağlam içinde nasıl öğrenileceğini anlatan yazıda okuyabilirsiniz.
4. Kelimeyi bir görsel ve bir durumla ilişkilendirin
En basit kelimeleri zaten çevirmiyorsunuz: dog kelimesini duyunca aklınıza "köpek" kelimesi değil, bir köpek gelir. Aynı etkiyi daha zor kelimelerde de elde edebilirsiniz. crowded kelimesini öğrenirken bizzat bindiğiniz tıklım tıklım bir metro vagonunu düşünün. reluctant kelimesini öğrenirken pazartesi sabahı alarmla isteksizce yataktan kalkan kendinizi hayal edin. Görsel, Türkçe kelimenin yerine "çapa" görevini üstlenir.
5. Anlayabildiğiniz seviyede bolca dinleyin ve okuyun
Bir metni ya da videoyu %90 anladığınızda beynin çeviri yapacak vakti olmaz: anlam akar ve kelimeler doğrudan algılanmaya başlar. Ama her iki kelimeden biri yabancıysa kaçınılmaz olarak şifre çözme moduna geçersiniz. Bu yüzden pratik için zor haberler değil, seviyenizin biraz üstünde, bilinmeyen kelimesi az olan diziler ve kitaplar uygundur.
6. Kendinizle İngilizce konuşun
Kulağa tuhaf geliyor ama işe yarıyor. Basit eylemleri yüksek sesle ya da içinizden anlatın: I'm making coffee. The water is too hot. I need to leave in ten minutes. Kimse dinlemiyor, hata yapmak korkutucu değil ve beyin düşünceye doğrudan İngilizce başlamaya alışıyor. Eksik kalan kelimeler olursa, yarınki tekrar için harika bir liste hazır demektir.
İşe yaramaya başladığını nasıl anlarsınız
Kafada çeviri bir günde kapanmaz. Genelde şöyle ilerler: önce en sık kullanılan kelimeleri ve ifadeleri çevirmeyi bırakırsınız, sonra Sounds good ya da I'm not sure gibi kısa cevapları, sonra da basit cümlelerin tamamını. Zor konularda yine ara sıra Türkçeye kayacaksınız ve bu normal: yıllardır yurt dışında yaşayanların başına da geliyor.
| Aşama | Ne oluyor |
|---|---|
| Başlangıç | Her kelime Türkçeden geçiyor, cevabı kurmak uzun sürüyor |
| Birkaç hafta sonra | Sık kullanılan kelimeler ve kalıp ifadeler hemen akla geliyor |
| Birkaç ay sonra | Basit cümleler çevirisiz kuruluyor, Türkçe sadece zor yerlerde gerekiyor |
Kelimeleri sınav için değil de konuşmak için nasıl çalışacağınızı ayrıntılı görmek isterseniz, bunun için ayrı bir yazı var: konuşabilmek için İngilizce kelimeler nasıl öğrenilir.
Her gün için kısa bir plan
- 5–10 yeni kelime ekleyin ve her birinde sadece çeviriyi değil, İngilizce tanımı ve örnekleri de okuyun.
- Kelimeleri kalıplar hâlinde not edin: fiili her zamanki komşularıyla birlikte.
- Günde bir kez "Tanımdan bil" oyununu oynayın: birkaç dakika sürer.
- Doğrudan bağlantılar silinmeye fırsat bulmasın diye kelimeleri bir takvime göre tekrar edin.
- Günde beş dakika, ne yaptığınızı kendinize İngilizce anlatın.
Son madde dışındaki her şeyi tek bir yerde yapmak kolay. VibeLing'de bir diziden ya da kitaptan kelime kaydedebilir, tanımını, görselini ve örneklerini hemen görebilirsiniz; uygulama da onu doğru zamanda tekrar için size geri getirir. VibeLing'i deneyin; birkaç hafta sonra bazı kelimelerin Türkçe çevirisinden önce aklınıza geldiğini fark edeceksiniz.